meclis nasıl karıştırılır?

3 01 2010

Çok basit!
1.Yürütme yasaya gizliden baskı yapçek.
2.Meclisten bir başkanın eşi başörtülü olarak hastaneye alınmadı diye meclis konuşması sırasında, alındığını belirtçek.
3.Meclisten bir başkan, hakkında internet sitelerinde belden aşağı espri yapanları barındırmayacağını bağırarak ve kızararak söylicek.
4. Meclisten bir başkan, başka bir başkana “peygamber” diye hitap etçek. Yazının devamını oku »





Herkesin elindeki kendine…

9 09 2009

ask-i memnu - twilight

 





kanyon a gidip te üşütmeyen var mı?

1 09 2009

kanyonkalemi alıp çizgi çizen mimar oluyor. ama mimarlık böyle olmuyor. önce bakacaksın, projeyi nerede yapıyorum, nasıl yapıyorum, güneş nereden geliyor, rüzgar eserse ne olur… düşünmek lazım. aksi takdirde, içine pahalı marka mağazalarını koyup, hayvani sinemalar ekleyip, yanar dönerli ışıklar koymakla,  milyon dolarlık residansları satmakla olmuyor. yok oldururuz diyerek, sonradan cam ekleriz, kısmi kapatırız demekle de yama yapılmıyor. demediler mi, yapılırken yok kışın bile sıcak olucak, yok ısıtmalar, üflemeler koyucaz. istanbul boğazı nda dursan bu boğaz etkisini almazsın.

 

şimdi biri söylesin bana, var mı kanyon a gidipte üşütmeyen? var mı?

iliklerime kadar ağrıyorum.

selametlen kanyon

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine





Bu Fotoğrafta Ümit Besen Nerededir?

19 04 2009

 

e be ümit, e be ümit… sesin güzel, tipin güzel, kalbin güzel, sen güzelsin. güzelsin de neden neden neden? kadere şikayetin var da kimin yok? hadi var da bunu bu şekilde mi anlatıcaksın? hadi anlatıcaksın da anlıyacaklar mı? insanoğlu nankördür ümit, vallaha bak. kadere şikayetin neden, önce bana onu söyle ümit! yangından kaçarken doluya tutulmuş gibisin, sen beni unutmuş gibisin ümit, hatta… kırmızı yangın tüpü ne iş? ne kastediyosun, ne demek istiyosun yani? alınıyorum ümit. peki o büyük tüpün yanında neden araba versiyonu da var, neden eğri duruyo? ya patlarsa… onu da geçtim sarı ve siyah şemsiyeler neden? n’apıyoruz ümit? naber? neden öyle oturuyosun, sinmişin kalmışın. ayakkabılar nedir? üff çorapların? çiçekleri nereden topladın? çok şüpheli duruyong söyliim.

ha bi de, pantolonunun kenarında da bişi var. 

ümit!





ticaret kafası

20 04 2007

pelit denen pastanede 1 litrelik kola 3.5 ytl.
bizim bakkalda 1.5.
barda, bardağı 5.
sıtarbaksta kola yok.
ticaret zor iş. kafam basmıyo.

krist! al kola. içer misin?





az kaşardan tost, çok kaşardan dost olmaz

18 04 2007

olursa olmaz olsun. yok öle diildi. olursa o kız olsun lelelelee, van tuğ tiri foro. olursa kaşar oluyo zaten.

neyse halkıma sesleniyorum. düşsel hayvandan uzak olan tüm kaşarları seviyorum. siz de sevin hatta çok sevin. yiyin. eskimiş olmasına dikkat edin(yada etmeyin). 

unutmayın ki, kaşar kız kendi ler her yerde, dibimizde, basen evimizin bile içinde. almaz mıydınız?

ha bi de ne demiş atalarımız;

en iyi dost kaşarlı tost!





“No Armenien Genocide”/ “Ermeni Soykırımı Yoktur”/”Il n’y a pas eu de génocide arménien”

13 10 2006

Ermeni Soykırımı Yoktur!





Frank oooov Gehry, Titanyum ve CATIA üçlemesi…

7 10 2006

“”İspanya’nın şarabıyla ünlü Rioja bölgesinde yüzlerce dönümlük üzüm bağları ortasında ilginç bir otel hizmete girdi. Şarap oteli…

İlginç yapısıyla dikkati çeken otelin mimarıysa dünyaca üne sahip Frank Gehry. Bilbao’daki ünlü Guggenheim Müzesi, Valencia’daki Santiago Calatrava Opera Evi, Madrid’deki Sir Richard Rogers Havaalanı hep Frank Gehry’nin imzasını taşıyor. Ünlü mimarın son şahaseri olan otel, 150 yıllık bir içki dükkanının yerine inşa edildi.””

Evet gerçekten süper olmuş. Frank Gehry’nin son şaheseri olarak tabir edilen yapının 150 yıllık bir yapı yerine konuçlandırılması hoş. Ayrıca şaheser olarak gösterilen yapıdan Gungenheim ve Disney Concert H. gibi gibi birkaç tane daha vardı sanki tıpatıp.

Mimarlığın M sinde dolaştığım ilk günlerden beri bile bir dolu yapıya imzasını atan yılların mimarı sevgili O.Gehry, şu an mimarlığın neresinde bilemiyorum ve hiç bi zaman da bilemedim. Yaptığı, mimarlığın sanal mimarlıkta anlam bulmaya kastırılması durumu ile post moderniteyi karıyormuş gibi görünüp gerçek kullanıcıyı kullanmak gibi geliyo bana. Kıçına kalem takıp bi kaç bişi çizittirip, CATIA denen yazılıma teslim edip, bir kaç tuşla yüzlerce seçenek çıkaran cihaz ve maketleri ardında kendine bakıp”vayy bee,ben iyi bir mimarım” diyebilmek… Ve yine ardında bunu dekonstrüktivizmde kardığını söyleyebilmek.

Gungenheim’ın turistlerin ilgisini çektiğini elbette biliyoruz. E iyi, hoş, peki… Formu ve metalik görünümüyle yine şaheser olarak adlandırılıyor ona da ok, hadi pek örneği yoktu önceden. Lakin dikkatler neden yapının titanyum cephelerinin güneş ışığını bir ayna gibi yansıtarak çevredeki tüm yapıları rahatsız ettiğine çekilmiyor hiç bir zaman ya da sonrasında cephelere çeşitli sundurma, eklentiler yapılıp olan güzelliğin de kaybedildiğine. Mimaride tekrarcılığın zaman zaman heyecan yarattığına inanmamak güç elbet ama aynıcılık başka bişi. Birbirinin kopyası olanlar fln. Neyse ahkam kesme, protest, ukala bir modda bahis etmiyorum. Sadece yine ve yine aynı sıradanlığıyla aynı duruşta bir heykele herkesin hayran kalabilmesini anlayamıyorum.

Şarap ve yıllanmışlığın masalımsı olgusunu 150 yıllık yapıyı kaldırıp, yine titanyum eşliğinde bu defa “şarap” a empoze etmeye kasmakta salak saçma bir çelişki görüyorum. Ve son olarak, yapının bu eğrisel formunun neyi temsil ettiğini söyleyerek, susuyorum.

“şarap şişesi kapağı ambalajı”  vauwsss!!! bu zalak ve “şey” tabirli forma -çekilen kötü fotolara yapıştırılan uzun saçma senaryolar gibi- bi senaryo ekleme çabası yeterince itici.

Hadi sustum, baydım, öf ….